ÖDEME VE BAĞIŞLARINIZ İÇİN: TEB ŞUBE KODU:651 NO: 9639700 IBAN:TR530003200000000009639700
MARİFET KAPISI
tokat ehlibeyt derneği

HÜSEYİN DÜZENLİ





Araştırmacı Yazar. Anadolu Aleviliği ve Kanlı Aşireti-I, Karabelin Tarihi ve Kanlı Aşireti-II
Karabel Tarih ve Kültürü.III.IV.V
Beypınarı Kültür ve Tarihi yayınlanmış olup Karşılaştırmalı Dinler Tarihi'n de ilki yakında.

huseyinduzenli_58@hotmail.com

Turna

 

 

Sevgili Tevfik, ve...Sevgili Elif,

 

 

 

Muhabbetinize konu Turnalardan bana da bir sevgi esintisi taşıdınız.Alevi Bektaşi inancında Turna Kuşu; İnsan-ı Kamil’i simgelemektedir.İnsanda; Kalp, yani duygusal bedeni olarak; Ruhani Bilincin merkezi ve duygusal doğadır.Felsefe de ise sonsuzu yakalayan idrak veya boyutlar üstü algı merkezidir.

 

İzninizle muhabetinize bir tat katmak isterim.Ayrıca bu güzel muhabbeti bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

 

-Söyle İlhami Abdal:

 

Turnalar geldiler verdiler selam

 

Aldım selamını eyledim kelam

 

İlhami şüphesiz gördüm vesselam

 

Eğlen turnam eğlen, Ali’misin sen

 

Yoksa Hace Bektaş Veli’misin sen

 

 

 

-Buyur Tevfik:

 

Çin kültüründe turna,bir büyücünün veya güzel bir kadının varlığı olduğuna inanılan olağanüstü bir varlıktır.

 

pek çok hikaye,efsane vardır bu kuşla ilgili.efsaneye göre bir pirinç tarlasında çok güzel genç bir kadın gören genç bir adam, o anda kadına kapılır ve onunla orada yaşamaya başlar.ev halkı tarafından merakla beklenen ve geri dönmeyen bu genç adam bir gün kardeşleri tarafından kadınla beraber bulunur.küçük kardeşin kadına saldırması sonucu kadın bir turnaya dönüşür ve kaybolur.burada turna aşkın ve arzunun sembolüdür.

 

 

 

-Evet Pervane:

 

Hamdülillah gören çeker mi yası

 

Pirim Bektaş Veli mülkün ihyası

 

Nur-iCemalettin hasların hası

 

Pervane ol yarin kulu turnalar

 

 

 

-Devam eder misin Tevfik:

 

-Yine hem çin hem de japon kültüründe karşılığı olan bir efsaneye göre;bir adam bir gün yaralı bir turnanın yarasını sarar ve evine döner.bir müddet sonra çpk güzel genç bir kadın adamın evine gelir ve karı-koca hayatı sürmeye başlarlar.kadın çok maharetlidir ve nakışlı kumaşlar dokuyarak kocasını zengin eder.fakat gün geçtikçe zayıflamaya ve güzelliğini kaybetmeye başlar.adam kapalı bir odada nasıl kumaş dokuduğunu bilmediği sevgilisini gizlice seyretmeye karar verir. bir.gördükleri, adamı hayrete düşürür,kadın bir turnadır ve her gece tüylerini bir bir kopararak onlarla kumaş işlemektedir.efsanenin sonuna göre kadın kocasının, kendisinin gerçeğini farkettiğini anladığı an uçarak kaybolur,gider.burada turna kuşu,yapılan iyiliğe karşılık veren,fedakar anlamını taşır.

 

 

 

-Öyle mi Pir Sultan Abdal?

 

Üç gözlü pınarın gözün ararsan

 

Onu bilen bu cihanı fark eder

 

Deryadaki kuşun izin ararsan

 

Onu bilen bu cihanı fark eder

 

 

 

-Sonra Tevfik:

 

uzakdoğu halklarına göre turna en çok yaşayan hayvanlardan biridir bin yıl yaşadığına ve,etinden yemenin ve kanından içmenin ömür uzattığına inanılır.

 

yine benzeri efsaneler doğrultusunda,pirinç tarlalarının üzerinde görülen turna,o yıl bol pirinç alınacağının ifadesidir.kısaca şans ve uzun ömür turnadır.

 

yine japon kültüründe;hastalık sahibi bir insan,kağıttan

 

bin adet turna kuşu yaparsa sağlığına kavuşur.

 

 

 

-Konuş Hayyam:

 

Gönlünde çok sır taşır her bilge kişi

 

Ondan daha gizlisi, Şu Anka kuşu

 

Kum kadarcık bir sırrı, sedef içinde

 

Saklayıp inci yapmak, denizin işi!

 

Turna üzerine gercek bir hikaye

 

 

 

-Başka Tevfik:

 

-Japonya’ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, etkisinde kaldığı radyasyon nedeniyle 12 yaşında kansere yakalanır.Savaşta öksüz ve yetim kalan zavallı çocuk hastaneye yatırılır.Durumu umutsuzdur. Hastanedeki tüm doktorlar,küçük kızın her an ölümünü beklerken o, içindeki yaşam sevinciyle cıvıl cıvıldı.Koridorlarda koşuyor,oynuyor ve öteki hastalara yardım ediyordu.Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında,kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadındı.Küçük Japon kızı,ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmaz. Kadın ölmeden hemen önce küçük kıza bir öğüt verir.

 

 

 

“Benim için çok geç ama sana yararını göreceğin bir öneride bulunacağım” der. “Bizim inanışımıza göre, eğer bir kişi kağıttan bin tane turna kuşu yaparsa,her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım ama sen yapabilirsin ve kurtulursun.”

 

 

 

-Sen ne dersin Pir Sultan Abdal?

 

Pir Sultan Abdal’ım gönlüm rızada

 

Pirim binmiş ata gelir kazadan

 

Doldur ver badeyi hüsn-ü rızadan

 

İçmeyince bu can ayrılmaz senden

 

 

 

-Devam eder misin Tevfik:

 

-Bu öğüt, yaşlı kadının son sözleri olur.Bunları söyledikten kısa bir süre sonra yaşama veda eder.Küçük Japon kız, yaşlı kadının ölümüne çok üzülür.Onun son öğüdünü tutma isteği ile yaşam sevincini biraraya getirir,kağıtları katlayarak biçimler oluşturmak ve adına “Origami” denilen geleneksel Japon sanatını uygulayarak kağıttan turna kuşları yapmaya başlar.

 

 

 

-Pir Sultan Abdal?

 

Pir Sultan Abdal’ım, efendim erenler nesli

 

Erenler neslidir, Ali’nin aslı

 

Çar alem ile turna sesli

 

Gümler, ya Muhammed Ali çağırır

 

 

 

-Sonra

 

-Neşe içinde çalıştığından kağıt kuşları başlarda çok hızlı yapar.Bin tane turna kuşu yapması işten bile değildir.Fakat sağlığı,her geçen gün hızla bozuluyor ve her gün yaptığı turna kuşlarının sayısı da giderek azalıyordu.

 

Küçük Japon kızın tüm gücüyle kağıttan turna kuşları yapmaya çalışmasının öyküsü önce yerel basında, sonra da uluslararası basında yer alır.Bir süre sonra binlerce kişi,dünyanın dört bir yanından kıza, yüzlerce, binlerce kağıt turna kuşu göndermeye başlar.

 

-Evet Muhlis Akarsu:

 

Akarsu Hak için yanar iniler

 

Geldi geçti Bektaşı Veli’ler

 

Nice deryalarda yüzen gemiler

 

Her derya gemisi bilmez Ali’yi

 

 

 

-Buyur Tevfik:

 

-Kendisine gönderilen kuşlarla ilgili haberler basında çıktığında küçük Japon kız,elini güçlükle hareket ettirebiliyor,637’inci turna kuşunu yaparken,yaşamının son saatlerini yaşıyordu.

 

-Söyle Sefil Selimi:

 

Ehli dil olana sır ettik ayan

 

Aşk ilminden bilmez ikrardan cayan

 

Sefil Selimi’yi dertlere koyan

 

Gönüllerin yası ya Ali şahtır

 

 

 

-Sözünü bağlarmısın Sevgili Tevfik:

 

-Kuşu bitirdikten sonra gözleri kapanırken,hemşireler ve hastabakıcılar,dünyanın dört köşesinden gönderilen yüzlerce kağıt kuşla odasına girerler. Fakat küçük Japon kız bu kuşları göremez.Hemşireler odaya girdiklerinde o, yüzünde donmuş bir gülümsemeyle yatağında cansız yatıyordur.Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşırlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan kağıt turna kuşları şimdi,yeryüzündeki tüm kişilerin destek ve yardım duygularının onurlu bir simgesi olarak, Japonya’da bir müzede sergileniyor.

 

 

 

-Turnanın başka adı var mı Erdak Atabek?

 

Ben ‘Anka Kuşu’yum.

 

Masallardaki kuş.

 

Kaf Dağ’ının ardındayım.

 

Erişilmez yerde.

 

Ben sizin hayallerinizim,

 

Sizden uzakta olanım.

 

Çok istediğiniz şeyim.

 

Ulaşamasanız da beni

 

istersiniz.

 

Geceleri benimle uyursunuz.

 

Kimi ‘Alis Harikalar Diyarında’

 

diye düşünür beni.

 

Kimi her şeyi gerçekleştirecek

 

büyülü kuş diye hayal kurar.

 

Ama bilesiniz ki yaşamanın tadı

 

da tuzu da benim.

 

Hayalleriniz olmasaydı şiirler olur muydu?

 

Aşk olur muydu aşk?

 

Aşk dediğiniz fırtına herkesin

 

kendi hayalidir.

 

Aşk dediğiniz şey benim işte.

 

Aşık olduğunuz zaman

 

‘Zümrüdüanka’yı bulmuş

 

olursunuz.

 

Kaf dağına erişmişsinizdir.

 

Başınız döner.

 

Gözünüz hiçbir şeyi görmez.

 

Eski zamanlarda ben padişahın

 

kızı olurdum.

 

Çok isterlerdi ama

 

erişemezlerdi.

 

Ya da kızların gözdesi ‘şehzade’.

 

Şimdilerde hayaller değişti

 

ama.

 

Şimdi beni ünlü güzel

 

kadınlardan biri sanıyorlar.

 

Değilim. Kadın ya da erkek

 

değilim.Hayallerim ben.

 

Hem her eyim hem de hiçbir şey.

 

Siz ne isterseniz oyum.

 

Ama istemeniz bana

 

ulaşmanıza yetmez.

 

Bana hiçbir zaman

 

ulaşamazsınız.

 

İşte beni hayal yapan da budur.

 

Eğer insanlar bana ulaşsalardı,

 

Ya kafese koyarlar, sirklerde

 

seyrettirirlerdi, ya da belki de

 

yemeye kalkarlardı. Onlara

 

güvenim yok.

 

Anka Kuşu’yum ben.

 

Bırakın da öyle kalayım…

 

 

 

-Turnaları bildin mi Sevgili Elif?

 

-Turnalar gecer mavi gökyüzünden

 

Biz telastan fark edemezek bile

 

Zamani gelince Turnalar

 

Yinede göcer mavi gökyüzünden

 

Kis tan sikayet etmeye degmez bile

 

Zamani gelince bir anda gelir bahar

 

Dur, bekle biraz, hazir degilim henüz desekte

 

 

 

BİLİM İLGİNİZ, SEVGİ YOLUNUZ VE ERENLER YOLDAŞINIZ OLSUN.

ADRESE HAVALE: Erkan Yazargan Semerkant Mah. Murat Apt. No:32 TOKAT CEBE HAVALE: +90 535 063 84 23