ÖDEME VE BAĞIŞLARINIZ İÇİN: TEB ŞUBE KODU:651 NO: 9639700 IBAN:TR530003200000000009639700
MARİFET KAPISI
tokat ehlibeyt derneği

DERTLI KEMTERI

ŞİİRLERİN DİLİ DİLDEN DİLE OKUNANLAR.

 

ÖYLE YANILDIKKİ

 

İki işçi dövüştüler

Bir o yandan bir bu yandan

Fabrikayı bülüştüler

Bir o yandan bir bu yandan

     X           

Arkadan öne sürüldük

Çıktık sokağa yürüdük

İki parçaya bölündük

Bir o yandan bir bu yandan

        X        

Solağan türkü ürettik

Kültürümüzü çökerttik

Arebeski biz yarattık

Bir o yandan bir bu yandan

           X                 

Beyler bizi şişirdiler

Bizi bize düşürdüler

Cümle alem şaşırdılar

Bir o yandan bir bu yandan

       X         

Kemteriyle konuştular

Konuşarak anlaştılar

Bir biriyle barıştılar

Bir o yandan bir bu yandan

 

 
VİCDANSIZLAR

 Conilerin  danaları

Yürüyorlar vijdansızlar

Savunmasız insanları

Kırıyorlar vijdansızlar

                X            

Sinsi sinsi duyurmadan

Dünki kanlar kurumadan

Kadın çocuk ayırmadan

Vuruyorlar vicdansızlar

              X              

Petrol bu işin sebebi

Dolar akar çölün dibi

Cellatlığı bir hak gibi

Görüyorlar vijdansızlar

            X               

Kemteri savunur hakkı

Budur insanlığın farkı

Kutsal topraklara tankı

Sürüyorlar vijdansızlar

 

 

BAŞKA-İMİŞ                

 

Gitme be hey aklım gitme uzağa

Öküzün altında olmaz buzağa

Nasıl oldu böyle düştük tuzağa

Meyer bu kuyuyu kazan başkaymış

                X           

Yalanlar coğaldı gerçekse öldü

Dürüst olanların çırası söndü

Sandıkki kara kış geriye döndü

Üstümüze esip tozan başkaymış

                  X                     

Tarihe karıştı tahta kaşıklar

Devrildi çınarlar söndü ışıklar

Bir lokma bir hırka yaşar aşıklar

Telli tellal gerçek ozan başkaymış

                   X                    

Kemteri arayıp gerçegi bulur

Bir güler yüz görse bayramı olur

Yaradan bizleri bağışla nolur

Bu kara yazıyı yazan başkaymış

 

KULLAR  PERİŞAN

 

Milletin halini gören şaşıyor

Turğut gitti çocukları koşuyor

Civan bezmen lüks içinde yaşıyor

Açlıkla savaşan kullar prişan

                     X                   

İhtiyacı vardır onun paraya

Maaşıysa merhem olmaz yaraya

Gece vakti giriyorlar sıraya

Emekli kuyrukta hallar perişan

                         X              

Yoksulların yolu düşmez bankaya

Yetimlerin hakkı uçar havaya

Millete cevap ver susma ankara

Dilekçem yırtılmış pullar perişan

                          X              

Beyinsiz aydınlar toplumu satmış

Dış mihraklar yurda bir ateş atmış

Mehmetcikle/ memo/ alkana batmış

Geride kalan dullar perişan

                  X                     

İster türkü olsun isterse kürdü

Bir lokma ekmek onların derdi

Bu emri hangi vijdansız verdi

Yıkılmış köylerde yollar perişan

                     X                  

Kemteriyim soldurdular gülümü

Hiç bir canlı varlık sevmez ölümü

Hangi vijdan kabul eder zulümü

Yanmıs çoluk çocuk çullar perişan

 

 HINCIMI  ALAMAM

 

Kovalayıp yerden yere

Yorsam hırsımı alamam

Kara toprağa  mezara

sorsam hırsımı alamam

      X

Yürayimin bitmez kini

Yaraladın beni yeni

Kırık kolum ile seni

Vursam hırsımı alamam

        X

Yaralar çıksa kaşında

Hasta olsan genç yaşında

Kırk gün kırk gece başında

Dursam hırsımı alamam

X

Kemteriyim yaran derin

Yatak soğuk yorğan serin

Cehennemdir senin yerin

 VUrsam hırsımı alamam                             

 

COŞAR  NİYE DEMEDİNİZ

 

Gün olurda sabrın senin

Taşar niye  demediniz

Beden gitse bile ismin

Yaşar niye demediniz

          X

Dost dostun olur uğuru

Tez geçer bahar yağmuru

Äşıklar yärine doğru

Koşar niye demediniz

         X

Pir elinden dolu içen

İçipde kendinden geçen

Ateşten gömlegi biçen

Coşar niye demediniz

     X

Kemteri yaşar çağları

Pas tutmuş gönül bağları

Sevgi denizi dağları

Aşar niye demediniz

 

EYDİDE  GİTTİ

 

İnce uzun boyu benzer selviye

Yöneldi menzile dönmez geriye

Çekilmez dünyanın çilesi diye

Beyaz gelinligi giydide gitti

        x

İçinde bir sevda ona tapardı

Yürekten sevgiyi çekti kopardı

Ela gözlerini açıp kapardı

Kiprikler kaşına deydide gitt

  x

Hep ağladı göz yaşını silmeden

Erken çıktı yola vakti gelmeden

Aşkın ateşine düştü bilmeden

Sevdaya boynunu eydide gitti

x

Ey kemteri dön bak gönül nerede

Zalımlar onu düşürmüş derde

Üç tane yavrusu kaldı geride

Mutsuz

 

 

 

 

 

ZOR  OLUR       

 

Umutlaın yaprak olur dökülür

 Bitmez ömür geçmez günün zor olur

Dost dedigin düşman olur dikilir

Bizim ile yola gitmek zor olur

           X                

Doğruluksa eyer senin meslegin

Arkanda yok ise güçlü destegin

Şerefinle yaşamaksa istegin

Yanar yürek ciyerlerin kor olur

        X                   

Bir densizin bahçesinden geçersen

Yanılıpda gizli sırrın açarsan

Kenteri cahilden korkar kaçarsan

Geniş dünya kämillere dar olur

 

 ANLAMI  NEYMİŞ

 

Kul felege boyun eymiş

Yaşamın anlamı neymiş

Derman derdin içindeymiş

Aradımda zorla buldum

               X             

Şu  aleme gelmeyeydim

Yar manasın bilmeyeydim

Kör olaydım sevmeyeydim

Derbeder perişan oldum

              X              

Misler gibi gül kokardım

Bülbüle mahsun bakardım

Toprağı deler çıkardım

Kırdılar dalımı soldum

              X             

Kemteriyim hakka baktım

Ateş olup bağrım yaktım

Çağlaya çağlaya aktım

Delik kovalara doldum

 

Senden çektigim Yetmezmi

Eziyetin hiç bitmezmi

Kervanım dosta gitmezmi

Kalda bensiz kurtul hoyrat

            X                

Yoksullukla bitti ömrüm

Hasretlikle geçti günüm

Yıkılası gurbet benim

Salda kurtul zalım hoyrat

      X          

Boşa ağlar ana bacı

İniler ler acı acı

Başımda ağaran saçı

Yolda kurtul zalım hoyrat

           X      

Dile düşürdün adımı

Avuçla içtin kanımı

Kuru cesetten canımı

Alda kurtul zalım hoyrat

       X          

Kemteri doğalı beri

Her gün artıyor kederi

Bir ufacık mezar yeri

Bulda kurtul zalım hoyrat

 

 

 ASALAK         

 

İşçinin hakkını savunan tenbel

Hak istemek için çalışmalı el

Hele şöyle yanaş biraz beri gel

Bakalım elinde nasır varmıdır

                   X                    

Bekleki  dügünü çekesin halay

Şak şakçılar seni yaparlar olay

Sırt üstüne yatıp atması kolay

Aslak kişiden cesur varmıdır

              X             

Sevgi tarlasına nefreti ekme

Ğam keder bizim aman sen çekme

Elin villasına gözünü dikme

Tenbelin evinde hasır varmıdır

           X                
Kemteriyim asalağı  beslemez

Hakkı olmayanı asla istemez

Serseri olandan mertlik beklenmez

Söyleyin sözümde kusur varmıdır

 

Haçlı orduları sefere çıktı

Bağdatı basrayı topa tuttular

Petrol için masum kanları aktı

Alevden kaçıyor gökte bulutlar

                      X                 

Kanı kanla yıkamazlar söyledik

Coni çölde kazanacak demedik

Öldü çoluk çocuk niye görmedik

Savaşla kırıldı bütün umutlar

                      X                  

İslamı islama vurdu kırdırdı

Bu candarma yedi yedi kudurdu

Sam amca geldi tahta oturdu

Iraklılar yurtlarını sattılar

                     X                   

Kemteri çaban kaldı yanına

Türk ulusu leke sürdü şanına

Coniler susamış insan kanına

Bu tilkiler çok aslanı yuttular

 

 Kökten dincilerin başı taclıdır

Görünüş müslüman içi haçlıdır

Yurdu kurtardığı için suçludur

Atayla aklını bozan  bozana

              X              

İnsanları bölük bölük ayıran

Sıkıştıkça cinle peri çağıran

Şerriat isterük diye bağıran

Böyle mollalara kızan kızana

     X

Çıplaklar bizimmi ? nerden buldular

Bizi üzüp genç nesili soydular

Sarkanla cimcimik meşhur oldular ?

Saçma sapan şarkı yazan yazana

              X             

Müslüm babaları gençlere örnek

Uyuşturucu ile çabucak ölmek

Bedeni yaralı yırtılmış gömlek

Kafayı çekerek sızan sızana

              X             

Äşık kemteriye dert yapışıyor

Bizim kültürümüz can çekişiyor

Yeni moda geçlik bak tepişiyor

Top ile  pop ile azan azana

 

Şu aklı erenler bulsun çareyi

Kaşıdıkça azdırdılar yarayı

Görsekte tanımaz olduk parayı

Geçmeyen pullara alışamadık

                    X                    

Kemteri benzedi küllenmiş köze

Sevilmez dogru söz batarız göze

Dosluk düşmanlık olsun yüz yüze

Yamuk insanlara alışamadık

 

Fakire  taban vay size uçaklar 

İnanın bunlara alışamadık

Mezara sığarmı bu kadar açlar

Kocasız dullara alışamadık

                  X                     

Dünyamız huzursuz insanlar bıtkın

Suçlu oluyorsun istersen hakkın

Düzelir bu işler inşallah yakın

Yıllardır çullara alışamadık

                    X                   

 

 

Gerçek Devrimci halk ozanları   

Emegimizi  inkar edenler utansın.

 

 

1. Aş ık zamani    2. Rıza aslan Dogan   3. Aşık Kemteri  4. Haydar korkmaz

Peşimizden koşan sırtımızı sıvazlayan  örgütler nerdesiniz? Biz örgütlere  Deyil Halka hizmet ettik pişmanda deyiliz

BİZ   BÖYLEMİYDİK ?

 Bu Satırları Yazarken Taaa Uzaklara Gittim. Özlemle Hasretle Anacagım Günlere  Gittim Ordaki Sanatçıları O Görkemli Konserleri ve Bu Konserleri Engellemeye Çalışan Yol Düşmanlarını . Konuyu Biraz Açarsak  Almanyada  Oldukça Çok Antifaşist Dedikleri Konserlere  Katıldım. Bazanda Alevi Canlarımın Gecelerine Katıldık Alevilerin Gecelerinden Aldıgım  Hazzı Anlatamam.Fakat Antifaşist Demokratız Diyenlerin? Konserlerinde  Çektigimizi Bir Allah Bilir Birde Biz.Hem Hakkımızı Vermezler Hemde Onların Görüşlerini Savunmamızı İsrarla İsterlerdi? Fikir Özgürlügü Demokrasi  Filan Kesinlikle YOKTU Bunlarmıydı? Demokratlar Bunlarmıydı Devrimciler? Bunlar Devrimci Deyil  Devirici idi Fakat Geç Anladık  Gerçegi.Bizi Usandırdılar  İyice Kullandıktan Sonra Bir Kenara Attılar. Şimdi Siz Olunda Bunlara İnanın.Eyer  Bu Yapılan Konserlerin  Geliri Onlara Gelmiyorsa Bagımsız Bir Konserse Cümle Solcular  Bu Konserleri Engellemek İçin Her Türlü Çirkinligi Yaparlardı?Olmazsa Mahzuni Gibi Bir Aşıga Yuh Çekmişlerdi  Netice Şu Olurdu Büyük Bir Kargaşa O Konseri İzlemeye Gelen Aileler  Kaçarcasına Salonu Boşaltır Bir Dahada  Gelmezlerdi Kim Kazandı Kim Kaybetti? Bu Gün Sol Örgütler Taban Bulamıyorsa  Bu Geçmişde Bırakılan Bu Kötü Örneklerdendir.Bazı Sanatcı Arkadaşlarım. Yani Yanar Döner? Olan Aşıklar Ozanlar Ya Bir Örgütün  İçine Sızdılar Onların Kapı Kulu Oldular.O Örgütün Devirici Ozanı Oldular Daha Sonra Onlarda Kapı Dışarı Edildiler??  Ya Onurlu  Gururlu Pirsultanın Torunları Ne Yaptı? Çekildiler Bir Kenardan Bu Rezaleti İzlediler? İçlerini Çekerek Maddi Manavi Yıkılarak? Üretiklei Eserleri Defterlere  Gömerek.Bazı Büyük Hocalarda Onların Eserlerini Çalıp Söyleyerek  Köşeyi Döndüler Beni En Çok Üzen Gerçek Aşıklar Ozanlar Açlıkla  Savaşırken?  Bazıları Kırllar Gibi  Yaşadılar Yalandan Solcu Oldular? Ar Bilmediler Namus Bilmediler İnanç Bilmediler.Netice Aşıkları Halkın Gözünden Düşürdüler.Meydan  Bunlara Kaldı.Gerçek Aşıklar İse Her Birisi Bir Köşede Şükür Ederek Sürünüyoruz? Hakmıydı Adaletmiydi Bu Biz Bu Zülmü Haketmişmiydik? Eline Beline Diline Sahip Olan Pirsultanın Torunları Sahipsiz Korumasız Kaldılar. Gerçi Onları Hak Haksakladı Hızır Bekledi.Bazılarıda Bu Dünyanın Çilesini Çeke Çeke  Ahirete Göçtüler.Bu Gün Mahzuni Şerife Yalanda Göz Yaşı Döken  Sol Örgütler Onun Saglıgında Azılı Düşmanlarıydı .Ne Kazandınız Elinize Ne Geçti? Bu Satırları Yazan Aşık Kemteri O Günlerin Tarihi Bir Şahididir Bir Çok Aşıkla Ozanla Proglara Katıldım Kendim Geceler Düzenledim.( Olmadı Olmadı Olmadı) Yoruldum Canlar Yordular Bizi Usandırdılar Sebeplerede Kalmasın Şu Anda Sazım Bir Yanda Ben Bir Yandayım  Fabrikayı Kapadım Üretimi Durdurdum  Buna Sebep Olanlar Utansınlar??Cümlenize aşk.ı niyazımla-

Divrigi”li Halk Ozanı Aşık Kemteri


GEÇTİ  GİDİYOR

Yeşil Divriginin.Yıkık Yolundan

Bir Ğarip Kemteri- Geçti Gidiyor

Usanmış Dünyadan- İnsan Oğlundan

Kurtuluş Ölüme- Kaçmış Gidiyor

              

Nice Uğursuza- Dost Dedi  Kandı

Her ana yigit- dogurur sandı

Bagı harap oldu- bahçesi yandı

Yeşil ekinini- biçmiş gidiyor

 

Irmak oldu. gürül gürül çagladı

Özün dara çekti. hakka bagladı

Hak muhammet ali- dedi agladı

Ela gözlü piri. seçmiş gidiyor

 

Severdi onu  NİCE . pirler dedeler

Onunla yaşadı. gamlar kederler

Salmadı peşini. haram zadeler

Zaten onlar için. hiçmiş gidiyor

 

Merdani yazamaz. artık başlıklar

Bagrına saplandı. tahta kaşıklar

Sevinin sevinin .sahte aşıklar

Ecel şerbetini. içmiş gidiyor

 

12 jANUAR  2007

Merdani mert ğardaşıma selamlar


KERKENEZ

Cennet  yurdu  cehenneme  çevirdi  

Boyu  bosu  devrilesi  kerkenez

 Ormanlarda  nice  çamlar  devirdi  

Boyu  posu  devrilesi   Kerkenez



Helel  melal  dedi  haramı  tattı

 Kanunu  yasayı  bir  yana  attı  

Koca  türkiyeyi  yabana    sattı

Boyu  busu  devrilesi  kerkenez



Adamdan  saydılar ne  kadar  hiçse 

Hırsız  çankayaya  çıktı  ne  iş  se  

Bir hırsız daha var o da  mecliste  

Boyu  posu  devrilesi  kerkenez

 

Onu  seçen  ğafillerin  oyudur

 Aleviye  karşı  derin  kuyudur  

Yavuz sultan  selimlerin  soyudur  

Boyu  bosu   bosu  devrilesi  Kerkenez

 

Leke  düştü  türkiyemin  şanına  

Cumhuriyetciler  komaz  bunu  yanına  

Ergenekon   yalanıyla tanına 

Boyu  bosu  devrilesi  kerkenez

 

Ey  Kemteri  anlat  anlat  bitmiyor  

Karabasan  çöktü  kalkıp  gitmiyor 

Şeriaatcı  molla  para  etmiyor  

Boyu  bosu  devrilesi  Kerkenez 

04 Aralık 2010




Alevi İslam anlayışı

  Alevilik Ali yanlısı olmak demektir, karşılaştığı tüm engellere rağmen, Hakk Muhammed Ali yolundan gitmek demektir. Alevi Ali gibi yaşayandır. Ali doğruların, dürüstlerin, hak ve adalet dağıtanların, yorulmayanların yol önderidir, kılavuzudur. Hz. Ali, Hz. Muhammed’in İslam emanetine sahip çıkan, her şart altında aldığı emaneti koruyan, bu emanetle yaşayan ve emaneti yaşatan inanç önderidir.

Son kutsal din İslamiyet’in özünden gelişen Alevi İslam anlayışı, diğer İslam yorumları yanında kendine ait ibadet şekilleriyle, dini uygulamalarıyla, felsefesiyle dikkat çeken ve insani değerleri her şeyin üstünde tutan bir inanç bütünlüğüdür.

Alevi İslam anlayışı, Tanrı’ya varmada hiçbir şekil şartını ön koşul olarak kabul etmez. Bir Alevi; insanın kamil insan, yani gerçek anlamıyla olgun bir birey olması durumunda Tanrı’ya yaklaşabileceğine inanır. Dört kapı/kırk makam gibi, bir takım öğretileri uygulamasıyla buna ulaşabileceğine inanılan bu inanç sistemi, aslında bin dört yüz yılda kendine ait çok önemli bir tasavvuf felsefi yaratmıştır.

Temel ibadet formu olarak görgü, sorgu, dar, on iki hizmet, kurban gibi kavramların oluşturduğu cemi esas almasının yanı sıra muharrem orucu, müsahiplik, Hızır, nevruz gibi konularda da ciddi ritüeller (uygulamalar) geliştiren Alevi İslam inancında eren, veli, dede, baba, ozan, aşık gibi kimi önder insanların varlığı da çok önemlidir.

Bu insan tipleri örnek alınacak ve bu inanç sisteminin kurallarını en iyi şekilde yaşayan ve yansıtan insan tipleri olmalarıyla geniş kitlelerin rehberleri pozisyonundadırlar.

Kuran, Buyruklar başta olmak üzere çeşitli kutsal ve eğitici kitapların rehberliğinin de önemli olduğu Alevi İslam’da, Türklerin ata müzik aleti olan sazlardan bağlamayla söylenen büyük ozanların kutsal şiir metinleri olan deyişlerin, nefeslerin de gerek inanç dünyasında, gerekse de sosyal yaşamda çok önemli yerleri vardır.

Dağıldıkları tüm coğrafyalarda, temasta bulundukları tüm inanç sistemlerine azami hoşgörü gösteren Aleviler, hiçbir milleti ve inancı birbirinden ayırmadan, birbirinden üstün görmeden, tüm insanlara eşit yaklaşmışlardır, tümünü sevgi ve saygıyla karşılayıp kültürel bir yakınlık göstermişlerdir.

Alevi İslam anlayışında kadın ailenin ve toplumun en önemli parçası, olmazsa olmazıdır. O sadece çocukların annesi, erkeklerin eşi değildir. O aileyi, toplumu idare etmekte erkeğinin yanındaki, ona eşit mesafedeki hayat ve yol arkadaşıdır.

İnanç bazında da kadınlar erkekleriyle yan yanadırlar. Alevi İslam anlayışının diğer İslam anlayışlarından ayrılan temel noktalarından birisi, ibadette de kadının, erkeğinin yanında olmasıdır. Tümüyle örtünmek, saklanmak, gizlenmek Alevi kadınının geleneğinde yoktur. Çünkü Alevilikte insan, insan olarak kutsaldır, önemlidir. O Tanrı katına varabilecek, Tanrısal bir varlık olduğu için, kendini bilen erkek olsun, kadın olsun, eğer gerçek bir Aleviyse hiçbir şeyden kaçınmaz, çekinmez. Bir başka erkekten sakınmasının, onunla konuşmamasının bir anlamı yoktur. O kendini bilendir. O insana yakışanı yapacağı için erkeğiyle bir bütündür.

Aslında bu Türk İslam anlayışının tümünde vardır. Türkler’de kadın toplumda geri planda değildir.  Kadını aşağılayan, toplum dışına iten, küçük gören anlayış Türk töresinde de yoktur, İslam’ın özünde de yoktur. Ama tarihler boyunca gelenekler; din ve dini kurallar, kaideler olarak kabul ettirildikleri için bazı vahabi anlayışlar dini emre dönüştürülmüştür. Bundan da bazıları çıkar sağlamışlardır. Tüm bunlara rağmen bugün Anadolu’da ve Rumeli’nde Türküyle, Kürdüyle İslam’ı benimseyen tüm topluluk içinde kadına en geniş hoş görü Aleviler tarafından gösterilmektedir. 

Alevi İslam anlayışı aynı zamanda Bektaşi, Mevlevi, Nusayri gibi Ehlibeyt sevgisini rehber edinmiş geniş halk kesimlerinin ortak İslam anlayışı olarak ülkemizde 25 milyonluk bir kitlenin inanç sisteminin adıdır. Fakat önemli bir gerçek olarak bugün Türkiye dışında Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kuzey Afrika’da ve dünyanın birçok yerinde Aleviler yaşamaktadırlar. Yol bir sürek bin bir şeklinde özetlenen görüşe göre kimi uygulamalarda bazı ufak tefek farklılar olsa da gidilen yol Hakk Muhammed Ali Yolu’dur, Erenlerin Kurduğu Ulu Yoldur, Kırkların Cemi’nden gelen Seyyidlerle, Dedelerle, Babalarla, Ozanlarla, Aşıklarla, Sadıklarla yaşayıp gelen Batini İslam Yolu’dur.

Temel değerlerini yaşatma konusunda bugüne kadar bir çok sıkıntıya göğüs germek zorunda kalan bu kitlenin günümüzde de çözüm bekleyen önemli problemleri vardır. Bir inanç sistemi olarak kendisine müdahale edilmeden varlığının olduğu gibi kabul edilmesini isteyen Aleviler, inançlarının gereğini rahatça yerine getirmek istemektedirler. Bu konuda başta devletten ve toplumdan beklentilerini yasal yollardan kamuoyuna duyurmuşlardır.

Hem tarihsel, hem de güncel sorunlarını çözmek için çeşitli kurum ve kuruluşlar; dernek ve vakıflar yoluyla örgütlenmeye başlayan Alevi toplumunun geleneksel yapısını koruyarak çağın koşullarına göre sorunlarına çözüm arayışlarında iletişim yollarını iyi kullanabildiklerini söylemek mümkün değildir. Bu konuda hala Alevi ve Sünni aydınlara büyük görevler düşmektedir.

Dünya inanç ailesi içinde kendi rengini, zenginliğini yeteri kadar anlatamayan bu büyük İslam inanç sisteminin yakaladığı hümanist yorumların dünya barışına ve huzuruna katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Büyük Alevi İslam filozoflarının görüş ve düşünceleri tüm dünya insanlığına bir kardeşlik ve mutluluk felsefesi mesajı verecek güçtedir. Yunus Emre, Hacı Bektaş, Mevlana, Pir Sultan Abdal gibi ozan ve düşünürlerin şiirleri, kutsal ve özlü sözleri, kitapları sadece İslam dünyasını değil aynı zamanda tüm dünya insanlığını aydınlatıp, onlara ilham verecek boyuttadır.

Alevilerin ihtiyaç duyduğu ana eksiklik ise kendilerinin yeterince tanınmaması, kendilerine yeterince kulak verilmemesi, felsefi derinliklerinin yeterince değerlendirilmemesidir. Onlar hayatlarına yön veren temel değerlerinin tüm dünya inanç sistemlerine, insanlık alemine önemli katkılar sunacağına inanmaktadırlar. 

Bir gün dünyada hak ettikleri tanınmayı sağladıklarında, haksız yere itham edildikleri gerçek dışı bazı yakıştırmalardan sıyrılıp, inançlarının güzelliklerini, rahat bir şekilde tüm dünya insanlığıyla birlikte yaşamak istemektedirler. Buna canı gönülden inanmaktadırlar. 

Korkut Ata (Dedem Korkut)’dan başlayarak; Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Seyyid Nesimi, Şah İsmail Hatai, Fuzuli, Yemini, Virani, Kul Himmet, Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Karac’oğlan, Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah’a; Seyyid Battal Gazi’den, Seyyid Hüseyin Gazi, Koca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa, Ağucan, Koca Seyyit, Mir Seyyid, Köse Seyyid, Seyyid Mencek, Hacı Bektaşı Veli, Baba Mansur, Karacaahmet Sultan, Dede Gargın, Baba İlyas, Baba İshak, Şeyh Edebali, Seyyid Mahmut Hayrani, Kureyşan, Kolu Açık Hacım Sultan, Güvenç Abdal,  Şahkulu Sultan, Hubyar Sultan, Seyyid Mahmudi Ahi Keçeci Baba, Abdal Musa, Sarı İsmail, Cemal Sultan, Şah Haydar, Kumral Abdal, Üryan Baba, Piri Baba, Haydari Sultan, Hasan Dede,  Budala Sultan, Seyyid Sultan Süceattin Veli, Şeyh Bedrettin, Tebrizli Şems, Ahi Evran, Kumral Abdal, Doğrul Abdal, Geyikli Baba, Abdal Musa, Sarı Saltuk, Kızıldeli Sultan, Seyyid Ali Sultan, Otman Baba, Akyazılı Sultan, Demir Baba, Hüseyin Baba, Yunus Abdal, Elmalı Baba, Sersem Ali Dedebaba, Gül Baba, Mevlana’dan; Atatürk’e, Aşık Veysel’e, Mahzuni Şerif’e, İzzettin Doğan’a; buraya yazmamıza imkan olmayan, Alevi İslam İnanç ve Kültür kimliğini temsil edip yaşatan binlerce büyük şahsiyet çıkaran Türk Milleti, Anadolu ve Rumeli halkı işini hep hoşgörüyle halletmiştir.

Zaman zaman Alevi nasıl olunur, diye sorular sorulmaktadır. Bizce; Boz atlı Hızır gibi darda kalana ulaşmadıktan sonra; Lokman Hekim gibi yaralar sarmadıktan sonra; Pir Sultan gibi haksızlığa başkaldırmadıktan sonra; Eyüp gibi zorluklara sabretmedikten sonra; gah bulut olup göğe ağmadıktan, gah yağmur olup kuruyan topraklara, gönüllere yağmadıktan sonra; Dede Korkut gibi, Köroğlu gibi, Dadaloğlu gibi soy soylayıp, boy boylayıp haksızlık yapanın haksızlığını yanına kar koymadıktan sonra; her ne olursan ol yine gel, diyen Mevlana gibi, yetmiş iki millet bize aynı görünür, diyen Hünkar Hacı Bektaşı Veli gibi, yaratılmışı hoş görürüz yaratandan ötürü, diyen Yunus Emre gibi, hoşgörülü olmadıktan sonra; Hoca Nasrettin gibi esprileriyle aslında insanı incitmeden eğitmesini bilmedikten sonra; Hallac-ı Mansur gibi, Seyyid Nesimi gibi inancı uğruna dara çekilip, canı başı dost yoluna,  Ehlibeyt yoluna, doğruluk yoluna koymadıktan sonra  gerçek  bir Alevi olunamaz ki!

Komşusu aç yatarken kendisi tok yatan bir kişi Alevi olamaz. Yetmiş üç milleti kendisine müsahip yani kardeş bilmeyen kişi Alevi olamaz. Yurdunun, dünyanın sorunlarını sorun edinmeyen kişi Alevi olamaz. Sorumluyum ben çağımdan dik dağımdan düz ovamdan, Sömürüyü toprağımdan kovana dek yazacağım, demeyen Alevi olamaz. Alevi duyguludur, duyarlıdır. Alevi hoşgörülüdür, barışseverdir. Her canlıyı seven Alevi hiçbir canlıyı incitmez. Tüm tabiat canlılarını, tabiatın içinde olan her şeyi onu yaratan Tanrı’dan dolayı seven Alevi’ye göre can incitmek, gönül kırmak en büyük günahtır. İbadete ihtiyacı olmayan Tanrı’ya ulaşmak için gösterişten ibadet yapana iyi gözle bakmayan Alevi’ye göre, bir çocuğu yetiştirip dünyaya yararlı bir insan yapmak en büyük ibadettir. Çünkü Tanrı’nın insanların ibadetine ihtiyacı yoktur. Elbette insan huzur bulmak istiyorsa, mutlu oluyorsa kendisini yaratan Tanrı’ya her türlü, her şekilde ibadet edebilir. Buna bir diyeceği yoktur Alevi’nin. Ama Allah adına, Allah’a kulluk adına zorla insanların ibadete zorlanmasını kabul etmez Alevi. İnsanın inancı kendi özündedir. İnanç ve ibadet insanın Tanrı’yla kendi arasında olan bir etkileşimdir, buna kimse karışamaz. İnsan ister inanır, ister inanmaz; ister Tanrı’ya ibadet eder, ister etmez. Bu kimseyi ilgilendirmez, işte Alevi’nin inançlara bakışı budur. Yaratılmış hiçbir insanın bir diğerinden üstünlüğü olmadığı gibi tüm inançlar, diller, dinler bir olduğu için Alevi hiçbir insanı diğerinden ayırmaz. İnsana duyduğu sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış onun kökenine göre değil o insanın insani özelliklerine göredir. Yeryüzünde kan döken, can alan, kalp kıran bir insan gerçek bir insan olmadığı için hangi kökenden gelirse gelsin Alevi o insan için olumlu düşünmez. Dünya insanlığına hizmet eden, barışa hizmet eden, insanların mutluluğu için çaba harcayan insan hangi dinden, hangi milletten olursa olsun Alevi için iyi bir insandır. Cennetin kimsenin tekelinde olmadığına inanan Aleviye göre insan bu dünyada cenneti ve cehennemi kazanır. Cehennemin ateşini bu dünyadan götürür insan oğlu. Ne kadar iyilik ederse, ne kadar barış sever olursa, ne kadar üretken olursa, insanlığa ne kadar faydalı olursa insan oğlu cennete o kadar yaklaşır. Zaten hurilerin doluştuğu bir ham hayal olan cennet anlayışı Alevilik’te yoktur.

Din ulusu Ahmet’i Muhtar olan Hz. Peygamber ve Hz. Ali’nin kurduğu bu yol Kuran’dan kaynağını alır. Tanrı’yı insanın özünde görür, Enel Hakk, der; dara durur. Kul hakkından arındıktan sonra, benliğini, kini ve kibrini attıktan sonra, ruhen aklanıp paklandıktan sonra, Telli Kuran olan bağlamanın eşliğinde söylenen ulu erenlerin Aleviliği yorumlayış şekilleri olan deyiş ve düvez imamlardaki manaların içinde eriyerek, her türlü kirden arınmış bir şekilde turnalar gibi semaha durur, Seyyid huzurunda, pir huzurunda, mürşit huzurunda cem olur Aleviler.

Tanrı’yla arasına bir başkasını almaya gerek duymayan Alevi’nin inanç anlayışı, İslam anlayışını da gösterir. Doğru görüp, doğru söyleyen, gönülleri birleyep, yaratılmışla yaratanı aynı evrende buluşturan coşkuya dayanan bir inanç ve ibadet anlayışı vardır; Aleviler’de, Bektaşiler’de, Mevleviler’de, Nusayriler’de. Hakk Kuran’da “ben size şah damarınızdan daha yakınım” der. Işıktan, ateşten yarattığı meleklere insana (Adem’e) secde etmelerini buyurur. Her şey ortadayken Allah’ı kurallar, yasaklar, cehennem zebanileriyle bir göstermek Allah’a en büyük ihanet değil midir?

Cem bir okuldur. Cem bir eğitim kurumudur. Cem arınma, temizlenme meydanıdır. Eğrilerin giremeyeceği cem meydanı Muhammed Mustafa’nın, İmam Ali’nin semah döndüğü yerdir. Ortaya konulan post’ta oturan Muhammed Mustafa’nın temsilcisi olan mürşit, yanında yanan çerağla aydınlığı göklerden yere indirmiş, insanı yüceltmiştir.

Cem okulunda eğitim alan canlar; can incitmezler, dedi kodu yapmazlar, kimseyi çekiştirmezler, haram yemezler, doğru yoldan ayrılmazlar, üretirler, ekin ekip başak başak sevgi dererler.

Çocukların emeklerinin sömürüldüğü, küçük yaşta ezildikleri günümüz Kapitalist çağından yüzyıllar önce büyük Alevi Velisi Ahi Evran, kurduğu Ahilik sistemiyle alın terinin önemini, üretmenin kıymetini halka anlatmış; Peyganber’in “işçilerin hakkını alınlarının teri kurumadan veriniz” hadisinde olduğu gibi çalışanan hakkını gözeten, temiz üretim, sağlam ürün esasına dayanan Ahiliği bu topraklar da olgunlaşmıştır.

Aleviler-Bektaşiler-Mevleviler-Nusayriler; Kuran’ın buyruğunda Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin, On İki İmamların, Kırkların, Ehlibeyet Bendelerinin, Erenlerin, Velilerin, Ozanların, Mürşitlerin kurduğu yolda yürürler.

  

HZ. ALİ 

 Hz. Ali tarihsel olarak çağın belli bir devrinde yaşayıp ölmüş bir kişi olarak görülemeyecek bir büyük, yüce kişiliktir. İstisnasız İslamiyet’i ilk kabul eden insanların başında yer alıp, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in en çok güvendiği ve sevdiği insanların başında yer alan Hz. Ali, sadece Hz. Peygamber’in damadı veya dördüncü halife oluşuyla İslam tarihinde yerini almaz. O İslamiyet’in dünyada en çok tanınan ikinci simasıdır. Hz. Peygamber’in savaşlarında onun temel koruyucusu, sırlarını saklaması için paylaştığı sırdaşı, devlet işlerinde adaleti nedeniyle tarafsızlığına güvendiği asilzadesi, düşünce ve felsefesini taşıyıp en iyi şekilde başkalarına aktaran büyük hatip ve devlet adamı olması da onun büyüklüğünü anlatmak için yeterli sözler değildir.

Hz. Ali sadece Alevilerin, Şiilerin değil, inanan tüm samimi Müslümanlar için Velayetin yani Veliliğin ana kaynağıdır, gözesidir. Nasıl ki, Nübüvvet yani Peygamberlik Hz. Muhammed’le son bulmuş ve Hz. Peygamber kainata gönderilen son Tanrı elçisi, peygamberse; Hz. Ali de Peyganber’in en yakını olup onun tüm evrensel değerlerini kendisinde toplayıp kendisinden sonraki nesillere aktaracak Velilerin başıdır.

İslam Aleminde kutsal sayılan yol önderi, ulusu, devlet adamı olmasının yanında, başta Türkiye’de yaşayan tüm Müslümanlar özellikle Aleviler onun On İki İmamların başı olarak Hakk’ın nurunu taşıyan ve seyyidleri aracığıyla aktarıp günümüze kadar getiren en temel sembol olduğuna inanırlar.

Hz. Ali “la fete illa Ali, la seyfe illa Zülfikar” olarak İslam’ın yükselen kılıcı, “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen İslam’ın ilim deryası, “zalimin önünde eğilmeyiniz, hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz” diyerek İslamiyet’in onurunun adı olmuştur.

Mısır’da vali olan Malik Ejder’e yazmış olduğu tarihi mektubun da gösterdiği gibi tüm insanlar arasında ayrım yapmadan herkese eşit davranarak İslam’ın adalet terazisi olmuştur.

Nevruz yeni gün anlamında kullanılan bir kelime olmasının dışında, yeni bir mevsimin, yeni bir yaşamın başlangıcıdır da. Doğanın uyanması, toprağın canlanması, ağaçların filizlenmesi hayatın adeta yeniden başlaması anlamına gelmektedir. O yüzden birçok millette bu arada Türkler’de ve Kürtler’de de en kutsal günlerden birisi olan Nevruz’da yakılan ateşler, dağıtılan lokmalar, sütler yaşamın bereketini sembolize eder.

İşte Aleviler, Türklerin bu kadim bayramını bir başka anlamla da kutlarlar. Aleviler’e Bektaşiler’e, Mevleviler’e, Nusayriler’e yani ülkemizde Alevi İslam inancını benimseyenlere göre nevruzda yani 21 Martta Hz. Ali dünyaya gelmiş, dünyayı şereflendirmiştir. Bu evliyalar şahı, şiri Yezdan (Allah’ın arslanı) olan ve Kırklar Cemi’nde Hz. Muhammed Mustafa’ya rehberlik yapan, hayatını ve en kıymetli şeylerini emanet edebileceği yegane kişinin doğum günü, doğanın da canlandığı tarihi dönüm gününe denk gelmektedir. Bu Alevi İslam inancında olan insanlar için, tüm Müslümanlar için ve hatta tüm dünya insanlığı için çok anlamlıdır.

Hz. Ali bir varlık deryasıdır, varlık kapısıdır. Allah’ın nurunun tecelli ettiği Hz. Ali, Rahman ve Rahim olan yüce yaratıcının en kudretli ve kıymetli parçalarından birisi olarak Hakk-Muhammed-Ali üçlemesinde olduğu gibi varlığın, kainatta zuhur etmesi (açığa çıkması)dir.

Ali bereket kaynağıdır, toprağın babasıdır. Turaptır, engindir, tevazu sahibidir, alçak gönüllüdür, tüm malını fakirlerle ve halkıyla paylaşandır, servet sahibi olmayan gönül almayı, insan kazanmayı en büyük hazine sayan ulu bir din adamıdır.

İslam uğruna, doğruluk, dürüstlük uğruna, insanlık uğruna en sevdiklerinin canlarını ve nihayetinde kendi canını da zalimlerin atları altında feda ederken en şerefli insan olmayı hak eden İmam Hüseyin’in babası olan Hz. Ali, tüm Türklerin bağrında yaşattıkları bir halk kahramanı, adalet savaşcısı,  eşitlik timsalidir.

Yeni bir gün dönümünde, yeni bir mevsime geçilirken dünyada da bir büyük yenilik olmuş, Hz. Ali doğmuştur. İşte Hz. Ali’nin de sırrı burada saklıdır.

Kur’an-ı Natık yani konuşan Kuran olan Hz. Ali, İslamiyet’in mesajını Peyganberden sonra en iyi yorumlayan kişi olarak her gittiği yere sevgiyi, saygıyı götürmüştür. Tüm işlerini sevgi ve saygı temelli olarak yapmış gönülleri fethetmiştir. Kendisinin yüzüne tüküren bir düşmanı affetmiş, senin davan benimleyse bu önemli değil, benim davam İslam’ın davasıdır, deyip benlikten ne kadar uzak olduğunu göstermiştir.

İslamiyet’in solmaz güneşi olan Hz. Ali yaşadığı dönemde hiç kimseyle küskün olmamıştır. Ona karşı olanlara, ona düşmanlık besleyenlere bile insanca muamele etmiştir.

Ozanlar, dedeler, babalar Hz. Ali’nin methini yüzyıllar boyunca yapmışlar ölümsüz eserlerle bunu dile getirmişlerdir. Ama Hz. Ali de bir büyük ozandı. Kendine ait bir şiir divanı vardır. O güzel söz söyleme sanatının en önemli temsilcilerinden birisi olarak bize büyük bir miras da bırakmıştır. Hz. Ali’nin fedakarlığı, azla yetinmesi, gösterişten son derece uzak olması ve halkına yakın olması onu diğer Müslüman olmayan insan toplulukların da da saygıyla anılan bir ulu zat yapmıştır.

Hz. Ali Hakk’a yürüdükten sonra onun manevi mirası yaşamaya başlamış, her geçen gün kudreti artan kimliğiyle her 21 Martlarda, Nevruzlarda tekrar tekrar doğup insanlığın bayrağını yükseltmiştir.

 

BUGÜN VERİLEN MÜCADELE 

 Tüm dünyada saygıyla karşılanan uluslar arası hukuk profesörü ve seyyid soyundan gelmesi sebebiyle şu anda tüm Türkiye’de ve dünyada Alevi toplumun önderi olan Prof. Dr. İzzettin DOĞAN ve başkanı olduğu CEM Vakfı’nın kurucuları, yöneticileri, çalışanları, şubeleriyle tüm organları, Alevilerin sorunlarını çözmek için yirmi yıldır büyük mücadeleler vermektedirler.

Prof. Dr. İzzettin DOĞAN ve CEM Vakfı Alevilerin devletten beklentilerini, sorun ve isteklerini tüm Türk ve dünya kamu oyuyla paylaşmışlar bu konuda kırmadan dökmeden çok önemli çözüm projeleri hazırlayarak devlete ve topluma sunmuşlardır.

Bugüne kadar yüzlerce cemevinin yapımına CEM Vakfı öncülük etmiştir. Binlerce söyleşi, panel, konferans ve bilimsel sempozyumlarla Alevi İslam gerçeği ve yaşanan sorunlar, çözüm önerileri milyonlarca insana aktarılmıştır. Tüm siyasi partiler ayrım yapılmaksızın ziyaret edilmiş, bu partilerin konuyla ilgili duyarlı olmaları sağlanmıştır. Devletin en üst kademesindeki insanlarla görüşülmüş barışçıl hedefler onlara bizzat anlatılmıştır.

Cem Dergisi, Cem Vakfı Yayınları, aynı zamanda CEM Vakfı yöneticilerinin öncülük ettiği Cem Radyo, Cem Televizyonu milyonlarca insana ulaşmış, Alevilerin ve Aleviliğin güncel sorunlarını, Alevi İslam’ın temel tüm değerlerini Alevisiyle Sünnisiyle tüm Türk halkına anlatılmıştır.

CEM Vakfı’nın en temel hedefi; Alevi İslam’ın devlet okullarında doyurucu  ve bilimsel bir şekilde  tüm öğrencilere okutulması, dedelerin kendilerini yetiştirecekleri eğitim kurumlarına kavuşmaları, özlük haklarını elde etmeleri, devlet televizyon ve radyolarında Alevilik’le ilgili doyurucu, eğitici programların yapılması, cemevlerinin yasal statülerinin tanınması, cemevlerinin yapımının bizzat devlet tarafından yapılması, Alevilik’le ilgili araştırma enstitülerinin kurulması, Üniversiteler’de bağımsız kürsülerde Alevi İslam Felsefesi’yle ilgili bölümlerin açılmasıdır.

CEM Vakfı sadece Türkiye’deki değil Balkanlar başta olmak üzere, Avrupa’ya ve dünyanın her tarafına yayılmış Alevilerin-Bektaşilerin inançla ve toplumsal yaşamla ilgili ihtiyaçlarının karşılanmasını istemektedirler.

Ayhan Aydın 



GEREK  İNSAN GREK BİR YURT SEVER OLARAK. YAPILAN BU HAKSIZLIGI KINIYORUM.CUMHURİYETİN BEKCİLERİ OLARAK BU AÇIKTAN SALDIRILARI KANUNLAR ÇERÇEVESİNDE KALARAK KARŞI DURMAK TÜM AYDILARIN İNSANLIK GÖREVİDİR

SİLİVRİ

Bu karayı silesiniz

Tez gidip gelesiniz

Yigitler bilesiniz

Gözümüz silivride

Özümüz silivride

 

İftiradır Biliyoruz

Bizlerde geliyoruz

Sabırlar diliyoruz

Gözümüz silivride

Özümüz silivride

 

Bunlardaki nasıl yüz

İçimize düştü köz

Sizinleyiz size söz

Gözümüz silivride

Özümüz silivride

 

Kelepçeler kırılacak

Yaranız sarılacak

Özgürlüge varılacak

Gözümüz silivride

Özümüz silivride

 

Kozmik odaya daldılar

Gizli belgeler çaldılar

Paşalar sesiz kaldılar

Gözümüz silivride

Özümüz silivride

 

Haksızlığı soramadı

Genel kurmay yoramadı

Askerini korumadı

Gözümüz silivride

Özümüz silivride

 

Aşık kemteri kurban

Bu yigitleri yorman

Hakkınızda çıktı ferman

Gözümüz silivride

Özümüz silivride


KEMTERİ
 


ADRESE HAVALE: Erkan Yazargan Semerkant Mah. Murat Apt. No:32 TOKAT CEBE HAVALE: +90 535 063 84 23